23 Temmuz 2013 Salı

Kedi Günlükleri 2- Hayat bana zor!

Dün bahsettiğim o sevimlilikleri hele bi unutak. Çünkü ben hatırlamıom bilem. Dün öyle lay lay lom geçirdik akşam oldu sıra uyumaya geldiğindeyse, o mümkün olmadı işte. Kendisi ara ara uyumuş olsa da ben hiç uyumadım. Ezanı da babamın işe gidişini de birlikte ben pört gözlerle kendisi esnerken felan karşıladık. Kedi yatağın ortasına yatıp bana hiçbi yer bırakmadı, ben kıvrıldım az bi köşesine, bu sefer ayağımı filan kıpırdatınca o karnımın oraya yaptığı yerde fırlayıp ayaklarıma gitti, ayağımı yakalamaya flan çalıştı efenim tırnaklarını batırdı filan. Üstümde tırnaklarını batıra batıra gezindi, kıçımın üstünü kendine bariyer yapıp ordan atlayıp zıplayarak kendine akrobatik hareketler şaaptı. Döndü kıvrıldı kıçımın oraya yattı bi süre orda uyudu ben kıpırdayınca gene kalktı ::::::::::::) Sorra aldım yere yastığın üstüne bıraktım miyav miyav edip durdu yerde dolandı felan ele. Taşıma sepetine koydum orda da miyakladı. Odada bıraktım başka odaya yatmaya gittim  ona da miyakladı. ::::::::::::::::::::::::::::::) Demem o ki ben hiç uyumadım. Feci mutsuz, huzursuz ve gerginim. Sardı korkular gelecek yıllar oldu bende. Bugün bi sepet aldım (kedi sepeti değil) içine yastık neyin koydum ona da pek girme niyetinde değil gözüküyor. Bu gece napcaz netcez diye düşünmekten gün içinde çıldırcaktım. Tüm gün suratım =_= böyleydi.Bu gece ne bok yiycez diye düşünüom halen de çıcık pek uyutcak gibin gözükmüyor çünkü. Laptopumu da şuvan rahat bırakmıyor, klavyenin üstünde fink atıyor velet. Nası uyutcağımı bilen varsa bi diyiversin la hele.

Kedi Günlükleri-1: Tanışma- Edinme


İzninizle şuraya bir KEDİM VAAAR!!! diye bağırmak istiyom. :'''') Sonunda anamı ikna edip de kedi edinebildim dostlar. Bugün Şiğma'yla buluşup, daha önceden konuştuğumuz vetenirden kediyi almaya gittik. Kedi annesi ve kardeşleriyle veteriner tarafından bulunmuştu sanırım öyle bi hikayesi var. Sorracıma işte ben de kediyi evlat edindim :'') Edindim demek istiyom çünkü hoşuma gidiyor. Artıkın benim çıcığım o. Direne direne yıllar sorra kedi kazandım asdsadsa. Kedi kazanılan bir haktır oldu bizde. Ay em so hepi şu sıralar. İşte bi napacağını bilememezlik var lakin kendisi odanın içinde çılgın atıo. Fır oraya fır buraya koşup duruyo. Bi geliyo beni kokluoyo, bi geliyo yatağıma kıvrılıyor, kalkıo kendini aşşa atıo çarşafa çıkıcam diye tırmık atıyor, yukarı çıkıyor masanın üstünde zıplıyor. Şuvana kadar laptopa herhangi bi keşifte bulunmadı şimdilik bundan mesudum :'') Ama halen elimi ya da ayağımı herhangi bişi için kaldırsam korkup kaçıyor. Hele az önce kafamı çevirdim diye yataktan aşşa attı kendini. :''') O kadar da uğraşıom bana alışsın diye, artık avcumun içini de koklamıyor Şiğma, bıktı zaar :''')

20 Temmuz 2013 Cumartesi

Sıkılıyom varan:1- Şu sıra dinlediklerim...

Çok sıkıldım. Allahtan elimin altında blog var he, işsiz kalınca bi uğruyo buraya. Saçma felan buluom bişiler yazcak. İşte geçen yıl tam da bu sebep açtımdı zati bloğu, ah negsel etmişim ay negsel yapmışım asdnasdn. Bana hala az yazmışım gibin geliyor ki hakkat az yazmışım lan! Neyse ben bi şu sıra neler dinliyom yazısı yapim dedim. 

Hey gidin eski zamanlarım hey. Nerde o Amerikan rüyasında kaybolmuş mathi, nerde şimdi Kore'nin dibine vurmuş mathi deloy deloy. Zaman nası da geçiyor. Daha dün Blue'dur, Justin Timberlake'dir, efendime Green Day, P.O.D, Korn neyin dinlerdim la ben. Şimdi hakkat şöyle bi bakınca şaldnsşdasndasd çok karmaşık bişimişim. Sorra işte onlardan bi şekilde Japonya'ya geçtim. Epey bi süre Jpop ve Jrocklandım. İşte ordan sorra kpop. Kpop'da kaldım işte uzunca bi vakittir. Son günlerde sıklıkla dinlediğim kpopları yazcam şindi ben. 

17 Temmuz 2013 Çarşamba

BU KADINI ALAMIYOZ MU BURDAN!!!!!


Gitmiyor, kadın gitmiyor genşler bu kadın GİTMİYOR!!!! YAYDI EVİME GÖTÜNÜ KÖR OLASICA ZIKKIM GİTMİYOOOOOOOR. Ay delircem allam delircem, çılgın atıyom şuvan öyle böyle değil. Evi fırlatcam atıcam şimdi ay allah... İçimdeki hulk çıktı valla na böyleyim başka bi tarifi yok şuvanki halimin.
Şimdi noldu da ben çılgınlara geldim az bi derin nefes alim anlatcam. 
Bahsettiğim kadın halam, 2 hafta kadar evvel kalp ameliyatı oldu ve o zamandan beridir bizde kalıyor. Bir hafta hastanede yatmasının ardından bizim eve verildi. Kendisi başka bir şehirden geliyor. Hastanede yattığı süre boyunca zulm ettiği yetmedi kaltağın, bir de evde canıma turşu suyu sıkıyor. Onu da geçicek olursak, bugün doktora kontrole gittiler ve doktor yola gidebilirsin gayet iyisin dedi, normal şartlarda bu lafı duyunca bu hafta sonu gidicekti. Ama o piç, ırıspı, godoş komşusu az evvel aradı ve "ay Fatoşcum gelmesen mi acaba, bak mikrop filan kaparsın mazaallah bence bu ay orda kal" dedi. D:D:D:.D::d:dD:D:d LAAAAAAN SANA NOLUYOR GODOŞ SANA NOLUYOR LAN!!!! Kara çarşaflara gelesice mendebur, pislik seni sen ne karışıyorsun lan sen ne karışıyorsun. İşşala yolda arabanın üstüne meteor yağar, işşala o hamakta yatarken aşşada ev çukur açılır da içine düşersin, işşşaaaaalaaaaa banyo yaparken kanalizasyon suyu başından aşşa akar, tepene bok yağar emi.

15 Temmuz 2013 Pazartesi

Xiah Junsu "Incredible"



Junsu'nun daha ilk albümü ve single'nın etkisi silinmemişken, ikinci bir albümle geri dönüş yapıyor. Çucuk çalışıyor genşler, eppek peşinde bizim gibin işsiz değil. Albüm çıkmadan special clip ve bir de teaser yayınlandı. 11AM isimli şarkıya gelen special kliplen şu sıralar yaşadığım aşkı buraya yazayım dedim. Junsu'nun Tarantallegra ve Uncomitted'ını baya sevmiştim, benim için en iyi albümler arasında. Ara ara dilime hala dolanıp açıp dinlediğim şarkılar olmuştular, ben daha eskitemeden o yeni bir albümle geliyor. Avsımlığını bu 2 şarkıyla doldurdu bu seferki o kadar iyi olmaz diye düşünürken, Junsu 11am ile benim ağzıma çorabı soktu evet, densiz dedi ben duydum. 

13 Temmuz 2013 Cumartesi

Amerikanya'dan İzlediklerim... -1-

Amerika'dan neyin izlediklerimi de bir başlık altında toplıyım dedim. Bir sekmemde dizimag açık. Hatırlamakta zorlanıyorum çünkü bu sıra komple Batı dizilerinden izliyorum. Çünkü kısa, çünkü fantastiklik var, çünkü gerilim var, heycan var. Az Uzakdoğu'nun kimin eli kimin cebindeleri ve mirasyedilerine bir mola veriyim dedi sanırım bir 8 ay oldu ama ben hala dönemedim. Daha önceden izlediklerimi de yazıcağım için biraz popüler dizilerin olduğu yazı olacak ama ilk post napam. Nasıl yazıcağımı da bilemedim esasen, baya da bi Amerikanya dizisi yarım bıraktım :::::::::)

Friends



Şu başta bir dursun Friends, her ne kadar daha bitirmemiş olsam da, bunun sebebi eğlencemin çabucak bitmesine göz yumamayışımdır. Kendi dönemini ve sonrasındaki jenerasyonu etkilemeye devam eden belki de edecek olan dizi. Monica, Joey, Pheebs, Rachel, Ross, Chandler dizi bu 6 kişinin hayatını anlatıyor. Abi günlük sıradan hayatları bu kadar mı eğlenceli anlatılabilir ya. Döneminin kesinlikle en iyisi, Monica'nın o temizlik takıntısı bölümleri, o diologlar, oyunculuklar bayülüyüm. 

True Blood



Bu diziye sanırım 2. sezonundayken başlamıştım, vay anasını be o zamandan beri güncel bekleyip ölüom. 5.sezonunu sikimsonik geçirmiş ve finalini de bir o kadar çük bitirmiş olsa da yine de yeri ayrı olacak olan dizi. Eric Northman sevdasına bullara kadar gelmişken her seferinde "şimdi olmaz, şimdi pes edemezsin mathieee" diye yoluma devam ettim. Konusu şöyle, Japonlar (<3) suni bir kan üretiyor "True blood" isminde ve Vampirlerin yönetimi, İnsan yönetimiyle anlaşıp kendilerini ifşa ediyorlar. Artık vampirler aramızda dolanıyorlar delelelelel ::''''') bu ifşanın kültür şoku filan dizide işleniyor, vampir kanı bağımlıları filan var mesela bunlar güzel şeyler. Bazı Dracula klişelerinden kaçmamış olması dizinin benim için bir diğer güzel yanı. Yani ataya biraz saygı genşler, güneşe çıkamaz dendiyse Bran amca, çıkılmıycak arkadaş!

Vampire Diaries



Yeni sezonunu beklemekte olduğumuz şu günlerde, bir kaç ayımı heycanlı ara ara sıkıntınlı (3.sezon boyunca) yaşatan bir dizi kendisi. Her ne kadar sezon finalinde böyle  bakmış olsam da, zaman geçirmelik vampirli, aksiyonlu güzel bir dizi. Elijah ve salatalık statüsünde benlen birlikte güzel zamanlar geçirir olan Klaus ilen hayli bi hoş olan dizimiz, şuvan 5.sezonuna başlıycak ama tatilde. Elena'nın bir Damon, bir Stefan arasında gidip gelmesi ve devamlı olarak Elena'nın uğursuzluk çeken mıknatıs olduğu detaylarını geçersek ve Bonnie'yi unutmayalım geberip de geberisice bu kısımları atlayıp da izleyin, takılmayın teknik detaylara şasdadas


House


Zekana gurban olurum senin ::'''') Arayı uzun tutup kaçıncı sezonunda kaldığımı unutmuş olsam da House iz difirınt. House da ayrıdır bak şimdi allahı var, dizi güzel. (spoi: Cuddy ilişkisini saymassak) House'u Friends'de görünceki bi tipim var benim aşsdsadsnnad "eneeeyyyyy" olmuşum böyle bi, hiç konuk oyuncuya ele çığırmışlığı yoktur. Neyse ne diyordum, dizi hastane, doktorluk filanla ilgili. House çok bilmiş, kibirli, insan sevmiyen, anti islamist, anti hristiyanist vesayre vesayre. Ama zeki işte adam, sadece ilgisini çeken ilginç dosyalara bakan bir doktor. Diziye başlıycaksanız her bölümde "lupus" ve "kanser" denmesine alışmanız gerek. Türk sitcomlarına bile malzeme oldu bu, senariste biri artık her gelenin lupus olma ihtimalinin olmadığını söylesin!!! İşşala bi ara kaçıncı bölümde sezonda kaldığımı hatırlayıp da devam edebilirim, tahminim 5. ya da 6. sezonun ortaları ama... 

Leverage



Güzel diziydi, ama tadında bırakılmalıydı belki böylece iptal edilmesine engel olmuş olabilirdi. 5 kişilik bir hırszılık çetesi, müşterilerinin isteği doğrultusunda, haksız kazanç sağlayan sigorta şirketlerini, maaşını vermeyen işvereni, askeri bilmemneleri, devletin dolandırıcılarını çökertip, başvuran müşterisinin mağdur olduğu miktarı ve diğer mağdurlara paralarını dağıtıyorlar böyle bir hikayesi var. Toplamda 5 sezonluk bir dizi.

Lie To Me


Bu da daha bitirmediğim dizilerden, çok hoş çıksel bir dizi. Karşınızdakinin yalan söyleyip söylemediğini, telaşlı mı, ürküyor mu, gerçekten mutlu mu? Lightman, dizinin başrolü olan abi diyor ki bunları öğrenmeniz çok kolay, insanların mikro ifadeleri okuyarak aslında yalan söylediklerini anlayabilirsiniz diyor. Dizi, FBI'ın Lightman'nın şirketine getirdiği davalar üzerinden ilerliyor. Ama bu dizi de ipta olmuş, yine de iptali çok birşey değiştirmiyor bencesi, dizi genelde davalardan ilerliyor ve bölüm sonunda çözüme ulaşıyor. Baş karakterlerin hayatından çok bir kesit yok dizide.

The Borgias



Papalık tarihiyle ilgili bir dizi. Papalık tarihine etkili ve sansasyonel bir isim bırakmış olan Borgias ailesinin dönemini dizileştirmişler, daha bitirmedim ama onlar bitirmişler. Niye elimi attığım her dizi, yayından kaldırılmış olm bende bir uğurusuzluk var zaar. 

The Newsroom



2. sezonu bir an önce gelsin diye duvarları tırmıkladım, sonunda geliyor allam :'''))) Dizinin konusu, haber yayınclığı; haberlerin arka planını anlatıyor. Gazetecilerin haberleri derlemeleri, yayına hazırlanış, teknik aksaklıklar vesayre herşey. Gazeteciliğe özel bir ilgim olduğundan benim çok hoşuma giden bir dizi. Karakterler de bir o kadar sevdim, komikli, rekabetçi, sevimli insanlar var. İzle, izlet :3

9 Temmuz 2013 Salı

Okuduklarım Hakkında Bağzı Şeyler -1-: Otostopçunun Galaksi Rehberi 1


Yine elime aldığım bi kitabı zar zor bitirmeye çalıştım. 1 ayda 246 sayfalık kitaplan azaplandım. Azaplanırken ben bunu hele blog yapam dur dedim. Kitap çok sade, kolay kelimelerle, basit bir anlatım sunuyor. O yüzden de çabuk çabuk geçiyor kelimeler fakat aynı şey konu için geçerli değil. Konu akmıyor! Konunun sürükliyiciliği yok. Sürekli bişi ler açıklıyor, sürekli "falanca gezengende falanca kişi ama bu anlamsız bir tesadüftü onun dünyayla alakası yoktu. Aynı zamanda bugün onun falanca yaş günüydü ama bu da anlamsız bi tesadüftü" şeklinde ara açıklamalar var ama onu niye yapıyo anlamadım, aslında neyden bahsediyordu nereye geldi oluyorum. Konuda daimi bi kopukluk vardı başlarda, bi dünyadaki uzaylıdan bahsediyor sonra dönüyor öbür gezegenden bahsediyor bi türlü konuya giremedi! Romandan çok bir hikaye kitabıydı.


Kitabın yazarı, Douglas Adams. 5 kitaptan oluşan bir seri kendileri. Kabalcı Yayınevinden çıkmış. Kitabın ilginç olan şeysi, BBC için yazdığı radyo oyunu olması. Adams, ilk bu kitabı radyo oyunu olarak yazmış ve radyoda baya bi sevilmiş halkcana sonrasında bu popülerliği sayesinde 1979'da ilk kez kitap olarak basılmış. Hatta oyun, sinema filmi bilem olucakmış Adams ölmiyeymiş. Yani dönemine baya bi etki etmiş, ama niye ben bilmiyom. Niye kitleleri bu kadar peşinden sürüklemiş bu kitap? Bilmiom sanırım bi ben beğenmedim aşsldmasas seveni var çünkü okudum yorumları neyin. Bence belki radyo oyunu olarak tasarlanmış olmasındandır, çok basit bir düzende, hani bazen okurken kendimi aptal hissettim. "O kadar da açıklamana gerek yok taam biliyok" dediğim oldu. 
Hele çevirideki "aman yarabbi" şeklinde şaşırma, bana izlediğimiz dizilerdeki, animelerdeki altyazıların kimlerden esinlendiğini şaaptı.

 Ama kitap 82.sayfadan sonra bi dönüm noktası yaşıyor. Bi aksiyonlu bişiler geliyor, diologlar falan bi güzelleşiyor güldüm bilem hattası. Fakat yine de sadece heycan ordan ibaretmiş, geri kalan sayfalar yine bana bi iyi saatte olsunlarlıydı. Başlardaki konuya girememesi bırakmaya sebebiyet verebilir, ben bırakıyordum bilem hatta sorra okurken "du ben bunu blog yapam" diyince bi okumalandım.

Teknik detaylar bi kenara biraz da konudan bahsedeyim. Benim yorumlarımı bi kenara bırakıp yine de okumak istersiniz. :'))) 


Okuyabiliniz, bi spoi içerikliği yok zaten bileek spoisiz şaaptım. Dünyanın yokolma mevzusunu 10.sayfada mı ne öğreniok zaten konuda da yazdım. O yüzden don't panic :'')

Konumuz şöyle ki; Arthur isimli dünyalı adam ve onun komşusu Ford'un, Yerküre yok olduktan sonraki maceralarını anlatan bir kitap olarak özetleyebiliriz. Ford, dünyada "tuhaf" olarak nitelenen bir adamken ilerleyen sayfalarda neden bu adam tuhafmış, ne istiyormuş, napıyormuş, bu haller niyeymiş öğreniyoruz. Sanırım gerisi spoilera girer o yüzden bahsetmiycem, dünya yok ediliyor ve biz bu iki karater üzerinden diğer gezegenleri ve yaşam formlarını filan anlatıyor. Dünyanın yok edilmesinin kitapta çok da önemi yok aslında, ya da ben daha serinin ilk kitabını okuduğum içindir bilmiyom, ama batlattılar ve gitti o kadar, sorra Arthur ağlayıp duruyor felan fişmekan işte. 

*Spoi soru: anlamadığım bir şey var. Bu Ford amca neden Arthur'u seçiyor?

*He ben hep bele tutarım kitabı aşldmddsd yok burda sıkıntıdan ölüodum da nail arta verdimdi kendimi gaye tamemen ojeleri göstermek evet.

Alttaki bilmiyom spoi olur mu olmaz mı size bırakıom, baya yaratıcı bişidi bence bura. Evrenin sırrına yeni bi bakış açısı dünyayı aslında fareler var etti!


"İnsanlar dudaklarını devamlı çalıştırmazlarsa, diye düşünmüştü, belki ağızlarını bir daha hareket ettiremiyorlardır."